E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

ZEKİ SOYAK BAŞYAZI

 

MÜLK ALLAH’INDIR

Yeryüzünde huzurun bozulması, anarşi, terör ve zulmün yaygınlaşması haddini bilmemekten, haddi aşmaktan kaynaklanmaktadır. Nerede bir zulüm, nerede bir terör ve anarşi varsa, orada haddini bilmeyen, haddi aşan bir düzen, bir yönetim ve bir toplum var demektir.

İctimaî, siyasî, iktisadî vb. sıkıntıların temelindeki bu gerçeği görmeden mevcut sıkıntılara çare aramak beyhûde bir çabadır. Doğru tesbit, teşhiş yapılmadan, doğru tedavi uygulanmadan, doğru bir neticeye ulaşmak mümkün değildir.

Her ferdin, sistemin ve yönetimin vazife ve sorumlulukları sınırlı olduğu gibi, yetkileri de sınırlıdır. Sorumluluklarını yerine getirmeyen ve fakat yetki sınırlarını aşarak keyfî icraatlarda bulunanlar sıkıntıların kaynağını oluşturmaktadırlar.

Bu sıkıntılardan kurtulmanın yolu herkesin, her kesimin haddini bilmesi, vazifelerini içtenlikle en iyi bir şekilde yerine getirmesi, yetkilerini istismar etmeden, yetki sınırlarını aşmadan lâyıkı vechile, suhûletle kullanmasıdır.

Bu neticeye ulaşmak için herkes: MÜLK ALLAH’INDIR. İNSANLAR İSE ALLAH TEALA’NIN KOYDUĞU HUDUDLAR DAHİLİNDE, ALLAH’IN MÜLKÜNDEN FAYDALANMA HAKKINA SAHİPDİRLER ve SAHİP OLDUKLARI HER ŞEY ALLAH’IN KENDİLERİNE BİR EMANETİDİR. Hakikatına tam manasıyla inanmalı ve bu inancın gereğini bütün samimiyetiyle ifa etmelidir. Evet, mülk Allah’ındır ve bütün varlık alemini yoktan var eden Allah’ın, yarattığı her şeyin maliki, sahibi olmasından daha tabii ne olabilir?

Bunun idrakinde olan insan kendisinin istifadesine sunulan nimetlerden, Allah’ın koyduğu hududlar dahilinde istifade etmeye, en iyi bir şekilde faydalanmaya çalışır. Sahip olduğu, malik olduğu her şeyin Allah’ın mülkü olduğunu kendisinin de emaneten bulunduğunu, bu emaneti Allah Teala’nın istediği şekilde, istediği yerlerde tasarruf etmekle mükellef olduğu şuuruyla, inancıyla hareket eder.

Kendisine bir yöneticilik tevdi edilmişse, yönetimini her türlü keyfilikten, aşırılıktan, zulümden arındırıp, milletin huzur ve refahı için, insan temel hak ve hürriyetlerinin korunması için kullanır. Gerekince bu hususta her türlü fedakârlığı yapar. Kendisi sıkıntılara düşer, sıkıntılara katlanır. Fakat asla kendi rahatı, kendi ikbali için veya bir kısım densizlerin, hırsızların, millet, vatan, din düşmanlarının tahriklerine, saptırmalarına, kasıtlı propagandalarına aldanarak milleti sıkıntıya sokmaz. Millet üzerinde terör estirmez. Milletin inancıyla, örf ve adetleriyle, tarihiyle, kültürüyle barışık olmayan nâ ehil, yetersiz, yeteneksiz kişilere asla görev vermez. Kendisini, icraatlarını ve yönetimde vazife alan herkesi sürekli gözetim altında bulundurur. Kontrol eder, uyarır, yetiştirir, yardımcı olur. Vazifelerini suistimal edenleri cezalandırır. Gerekirse vazifeden alıp, ehil olanları görevlendirir. Özellikle ve öncelikle kendisini ve icraatlarını çok sıkı bir muhasebeden geçirir. Faydalı olmaktan çıktığını, vazifelerini yeterince ifa edemediğini anladığı an hiç tereddüt etmeden, vazife ve yetkilerini bu işi daha iyi ve daha sağlıklı yapabilecek kişi ya da kişilere bırakır. Çünkü MÜLK ALLAH’INDIR. Allah’ın mülkünde haksız tasarruflar yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Lâyık olmadığı, ehil olmadığı veya artık faydalı olamadığı bir makamı işgal etmek Allah’ın mülkünde haksız bir tasarrufta bulunmaktır. Öncelikle kendisine saniyen o makama ve idaresi altında bulunan millete haksızlıktır. Zulümdür. “GÖKLERİN, YERİN ve ARALARINDAKİ HER ŞEYİN HÜKÜMRANLIĞI ALLAH’INDIR.” (Maide/17) Mutlak hükümran olan Allah Teala’dır. Kulların hükümranlığı ise Allah Teala’nın koyduğu hududlar dahilinde tahdid edilmiştir. Yani Mukayyeddir. Allah Teala’nın hükümranlığı ezelidir, ebedidir. Kulların hükümranlığı ise, kendi hayatı gibi geçicidir. Fanidir. Bu inançta, bu idrakta olan bir yöneticinin hükümet eden bir kişinin veya kişilerin, herşeye rağmen, makamında kalması, faydalı olmadığını ve hatta bir çok sıkıntılara ve krizlere sebep olduğunu bile bile o makamı işgal etmesi asla düşünülemez. İlim sahibi bir kişide, bu ilmin kendisine Allah tarafından verildiğini, bir nimet olduğunu bilecek, ilmiyle amel edecek, ilminden başkalarını faydalandıracak, ilmiyle böbürlenmeyecektir. Bildiklerinin, bilmedikleri yanında bir nokta bile olmadığının farkında olacak. Herşeyi bilen mutlak alîm, hakîm olanın Allah Teala olduğu inancı ve şuuruyla hareket edecektir.

“O herşeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara/29)

“Allah açıkladığınızı da , gizlediğinizi de bilir.” (Maide/99)

“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır. Onun için gaybı O bilir. O karada ve denizde ne varsa hepsini bilir. O’nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitapdadır. (Allah ilmindedir.)” (Enam/59)

Kendini mal verilen, zenginlik verilen kişi de ‘Mülk Allah’ındır’ inancıyla, şuuruyla tasarrufta bulunacaktır. Ben kazandım, mal benimdir, istediğim şekilde tasarruf ederim, istediğim şekilde harcarım diyemez. Mülkün, bütün varlık âleminin Allah’ın olduğu inancında olan hiç kimse böyle düşünemez. Mal ve mülkünü Allah Teala’nın koyduğu hududlar dışında Allah’ın haram kıldığı işlerde, yerlerde kullanamaz. İsraf ve lükse dalamaz. Her şeyden önce haram yollardan, mal ve mülk edinemez. Hırsızlık yapamaz, başkalarının mal ve mülküne tasallut edemez. Millet malını, devlet malını gayrı meşru yollarda hortumlayamaz.

Malının zekatını kuruşu kuruşuna hesaplayarak zamanında severek, isteyerek fakir ve muhtaçlara verir. Zekatın dışında hayır kurumlarına, talebelere, fakir ve muhtaçlara yine isteyerek ve severek sadaka verir. Tasaddukta ve yardım da bulunur. Çünkü bilir ki mal ve mülk Allah’ındır. Kendi sahip olduğu mal, mülk Allah Teala’nın kendisine bir emanetidir. Bu emanete ihanetin cezası çok büyüktür, ateştir. Allah’ın mülkünde kendisine verilen tasarruf hakkı sınırlıdır. Bu sınıra tecavüz etmek Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemek, Allah’a isyandır.

Bir toplumda yönetici, ilim adamı, zenginler ve bütün bir millet, mülk Allah’ındır, sahip olduğum her şey bana emanettir,  inanç ve şuurunda olmadığı ve bu anlayış toplum hayatına yansımadığı müddetçe ictimaî, siyasî, iktisadî vb. krizlere, terör ve anarşiye çare bulmak asla mümkün değildir.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.