E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     ZEKİ SOYAK

BAŞYAZI  


 

MÜLKÜN SAHİBİNE YÖNELELİM

İnsanlık serüveni acı-tatlı, mutlu-mutsuz nice hadiselerle doludur. Öyle olaylar yaşanmıştır ki, insan insanlığından utanmakta, toplumun bu denli aşağıların aşağısına yuvarlanmasına, ahlâkın tefessüh edip insanlık onurunu kaybetmesine şaşıp kalmaktadır. Öyle vahşetler irtikap edilmiştir ki, olanlar karşısında dehşetle irkilmemek, donup kalmamak mümkün değildir. Çok uzaklara gitmeye ne hâcet. İçinde yaşadığımız 20., 21. asırda şahit olduğumuz hâdiseler, insanî özelliğini kaybeden fert ve toplumların “Gerçekten insan çok nankördür.” (Hac/66) “Muhakkak insan çok zalim, çok cahildir.” (Ahzab/72) ayeti kerimelerinde vasfedilen insan tipinin, insanlık için ne büyük bir felâket olduğunu açık seçik göstermektedir.

Özgürlükçülüğü, insan hak ve hürriyetlerini ön plana çıkaran sloganlarla tatlı rüya âlemlerinde uyutulan fert ve milletler, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Ortadoğu’da ve dünyanın bir çok bölgelerinde toplu katliamlar, ırz ve namusa tecavüzler, kişilerin dini inanç ve yaşantılarına yapılan hayasızca baskı ve saldırılar, trilyonluk gasplar, hırsızlıklar, yöneticilerin ihaneti, dünyayı kendi çıkarlarına göre şekillendirmeye çalışan güçlerin maskelerinin düşüp çirkin, utanmaz, sırıtkan yüzlerinin ortaya çıkması ile tatlı rüyalarından büyük bir dehşetle uyandılar. Ve gördüler ki, maddî manevî birçok değerli varlıkları farkettirilmeden çalınmış, ellerinden alınmış...

Yıllardır sinsi bir planla toplumun değer ölçüleri yavaş yavaş değiştirilmeye çalışılmış, manevî değerler, ölçüler zayıflatılmış, toplum dünyevîleştirilmiş, nice ölçüsüzlükler ölçü, nice değersizlikler bir değer ve kıymet olarak sunulmuş, toplumun çoğunluğu, gerçeği ile sahtesini birbirinden ayırt edecek gerçek değer ölçülerinden mahrum bırakılmıştır. Olanlar karşısında güven duygusunu kaybeden kişiler gerçek ölçülerden de mahrum olduğundan kimlere güvenip destek olacağına da karar verememektedir. Dolayısıyla toplumun büyük bir çoğunluğu kararsız ve atıl kalmaktadır. Netice olarak milletin güvenilebilir kişiler etrafında toplanıp zulüm, ihanet ve soygunlara karşı mücadele etmek imkanı da zayıflamaktadır. Bu durumda yine zâlimler, hainler, emperyalistler, hırsızlar, devlet ve millet malını soyanlar, ahlâk yoksunları faydalanmakta ve denaetlerine devam etmektedirler.

Elbette insanlık serüveni böyle bir kara tablodan ibaret değildir. Öyle devirler yaşanmış, öyle medeniyetler tesis edilmiştir ki o devir insanlarının yaşantılarına, kulluklarına, ahlâkî güzelliklerine melekler bile imrenmiş, gıbta etmiştir. Toplum despotların baskı ve zulümleri altında inim inim inlerken, Allah’ı unutup putlara, tağutlara kulluk edenler, esfeli safilinde yuvarlanırken, küfrün, şirkin ve nifakın karanlıklarında boğulurken, insanlık seması İslâm güneşi ile aydınlandı. Katılaşan kalbler vahiy rahmetiyle sulanıp yumuşadı. İnananlar hidayet rehberi ahir zaman nebisinin öncülüğü ve önderliğinde kula kul olmaktan kurtulup yaratıcısına kul olmak şerefine ulaştılar. Esfel-i sâfilinden âlemi illiyyine yükseldiler. Kıyamet sabahına kadar inanan inanmayan herkese örnek teşkil edecek bir saâdet asrı yaşandı. Vahiy pınarından hayat bulan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sohbet halkasında kemâlâtın zirvesine ulaşan gönül erleri, her sahada öncü ve önder mükemmel şahsiyetler yetişti, mükemmel bir toplum vücud buldu. Son kitap, son nebi ile insanlık Rahmet-i ilâhiye gark oldu ve Allah Teâlâ insanlara olan nimetini tamamladı. Zaman zaman bozulan, sapıtan toplumlar, her asırda aramızdan çıkıp, insanları Rahman’a yönelten, Kur’an’a, Sünnet-i Seniyyeye kılavuzlayan cihad önderleri, gönül erleri, mücedditler, âdil yöneticiler vasıtasıyla yeniden kendini buluyor, Rabbına yöneliyor, bozulan düzenlerini yeniden ihya ediyorlar. Bu durum Allah Teâlâ’nın ümmet-i Muhammed’e en büyük lütuflarından biridir.

Bunalan asrımız insanları da yeniden kendine gelmeye, Rabbına yönelmeye, tüm sapıklıklardan sıyrılıp sıratı müstakime, sünneti seniyyeye dönmeye gebedir. Ve o günler çok uzakta değildir. Yeter ki müslümanlar olarak yeniden özümüze dönmek arzumuzu hayata geçirelim. Kul olmanın şuuruna erelim. Tekâsül gösterip İslamî hizmetlerden uzak durmayalım. Bilelim ve inanalım ki her türlü sapmalardan, zulüm ve baskılardan kurtulmanın tek çaresi, tek yolu vardır o da, mülkün sahibine yönelmek, Kur’an’a ve ahir zaman nebisi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine sarılmaktır. Tek kelime ile yaşantımızı bütünüyle İslamlaştırmaktır. Bizler İslâm’a bütün samimiyetimizle hizmet edip yardımcı olduğumuzda, Allah Teâlâ da bize yardımcı olacak imanımızda, kulluğumuzda sebatlı kılacaktır. Bizi bize, nefsimize bırakmayacaktır. Bilelim ki hizmet olmadan himmet olmaz. Şunu da bilelim ki Allah Teâlâ’nın  bizim hizmetlerimize, ibadetlerimize hiç mi hiç ihtiyacı yoktur. Yaptıklarımız netice itibariyle kendimize dönecektir. Yaşantımıza göre, ya kazanacak ya da kaybedecek olan biziz. İmanımızı yenileyelim. Rabbımıza yönelip marifetullaha erelim. İbadetlerimizi zamanında, noksansız ve ihlasla yapalım. Bütün muamelelerimizde dürüst olalım. Haramlardan ve şüphelilerden şiddetle sakınalım. Kalbimize sahip olalım. Unutmayalım kalbî hayatı berbat olanın ahiri de berbat olur. İslam ağacının meyvesi güzel ahlâktır. Kur’an ahlâkıdır. Muhammedî ahlâktır. Diğer bir ifade ile tasavvufî ahlâktır. Öyleyse ahlâk-ı Muhammedi ile ahlâklanalım. Ailemize, yakın, uzak çevremize sahip çıkalım. Onlarla ilgilenelim. İslamî hizmette öncülük yapan kişilere samimiyetle, hiçbir beklentiye girmeden, yalnız Allah rızası için yardımcı olalım. Destek olalım. Nefsimize, şeytana, bozuk niyetli, bozuk kâlbli kişilerin yalan yanlış telkinlerine kapılıp yanlış davranışlarda bulunmayalım. Yıkıcı değil yapıcı, parçalayıcı değil bütünleştirici olalım. Bu özellik müslümanın simgesidir. Alâmet-i fârikasıdır. Unutmayalım...


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.