Kapak;
MEDYA, ASR-I SAADETTEN GÜNÜMÜZE Ömer Çavuşoğlu
 

“İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiçbir bilgiye dayanmaksızın, Allah'ın yolundan saptırmak için sözün boş olanını satın almaktadırlar ve onu bir eğlence konusu edinmektedirler. İşte onlar için aşağılatıcı biri azap vardır.“ (Lokman: 6)

Medya, her devirde hep toplumda tartışılan, etkisi ve toplumda meydana getirdiği tesis ile sürekli gündem de kalan bir olgu.

Toplumu kendi arzu ve isteklerine, kendi dünya görüşlerine göre biçimlendirmeye çalışan veya kendi menfaatlerine göre şartlandırmaya çalışan insanların sürekli ellerinde bulundurmaya çalıştıkları bir güç, bir silah...

Toplumların gündemlerini belirlemede veya sun'î gündemler oluşturarak gerçek gündemlerden toplumu uzaklaştırma da, bu meyanda toplumun bazı kesimleri üzerinde baskı kurmada çok etkili bir araç olduğu içindir ki, tarihin hemen her devrinde büyük sermaye sahipleri medyaya karşı büyük ilgi duymuş ve nüfuzlarını daha da artırmak, sermayelerini büyütmek veya kendi dünya görüşlerine hizmet eden iktidar sahibleriyle rant elde etmeyi plânlayan kimseleri özellikle üçüncü dünya ülkelerinde ve düşünce hürriyetinin, demokratik anlayışın tam yerleştirilmediği ülkelerde büyük kartel medyaları oluşturmayı büyük hedefleri arasına katmışlardır.

Birinci kuvvet mi, dördüncü kuvvet mi tartışmaları süre dursun Tevhid mücadelesinin başladığı Hz. Adem (a.s)'dan bu güne değin Tevhid'in önderleri, Allah yolunun davetçileri peygamberlerin tebliğini boşa çıkarmak, etkisiz hale getirmek ve toplumun dikkatini başka yönlere çekmek için, kullanılan araçlar, usuller farklı da olsa, hep medyatik yolları denemişlerdir.

Hz. Musa'ya karşı savaş açan Karun ve Bel'am ile Hz. Muhammed Mustafa'ya savaş ilan eden Mekkeli müşrik elebaşıları ve hassaten Nadir b. Haris'ler zamanlarının birer medyatörleri değil miydi.

Bugünün kartel medyası ile dünün Nadir b. Harisleri’nin hedefe koydukları düşman ile, kullandıkları metod arasında bir fark görebiliyor musunuz?

Yazımızın başına koyduğumuz Lokman'ın 6. ayeti kerimesi Mekkeli Müşrik elebaşlardan Nadir b. Haris hakkında nazil olmuştur. Mekke Müşrikleri ellerinden geleni yapmalarına rağmen Hz. Peygamberin mesajının yayılmasını engelleyemeyince Nadir Kureyşli’lere şunları söyledi: " Bu adama karşı çıkma yolumuz sizi bir yere götürmez. O sizin aranızda yaşamakta. Şimdiye dek ok atan en iyi adamınızdı; aranızda yaşayan en doğru, en dürüst ve emin kişi oldu daima. Siz tutmuş onu bir kahin, sihirbaz, şair ve mecnun olduğunu söylüyorsunuz. Kim inanır buna. Bakın ben size onunla nasıl baş edeceğini söyleyeyim.“ Nadir sonra Mekke'den ayrılır ve Irak'a gider. Oradan İran kisraları, Rüstem ve İsfendiyar'la ilgili masalları, hikayeleri derlemeyi başarıp halkın dikkatini Kur'an'dan ayırmak ve onları masallar içinde uyutmak için masal anlatma partileri düzenlemeye başlar. (Yazılı Kur'an ayetlerine karşı yazılı medya) Nadir bununla da kalmaz ve bu amaçla şarkıcı kızlar da getirir. Bir kimsenin Hz. Rasûlün etkisi altına girdiğini işittiğinde, şarkıcı bir kızı şöyle bir talimatla ona musallat ederdi: “ Onu yedir içir, şarkınla onu ağızla da diğer taraftan kopup seninle hemhal olsun.“

Şimdi sizlere soruyorum. Nadir b. Haris'in insanlara Kur'an mesajından uzak tutmak için başvurduğu metod ile günümüz medyatörlerinin insanları İslâm'dan uzaklaştırmak için kullandıkları metod ve gaye arasında ne fark vardır?

Nadir, Kur’an’a nazire olsun diye hikaye ve masal kitapları getirtip onları okutuyor, şarkıcı kızlarla insanları meşgul edip oyalıyordu. Bugün tv kanalları, dergileri, gazeteleri olan medyatörler de aynı şeyleri yapmıyorlar mı? Çıkardıkları gazetelerde, dergilerde, her gün 24 saat yayın yapan tv kanallarında sadra şifa ümmet-i Muhammed'in istifade edebileceği neler var. Aksine bu yayınları ile insanların düşünme melekelerini dumura uğratıp insanları gerçeklerden uzaklaştırıp, nefislerine kul köle olmalarına yardımcı olmaları mı? Her gün bütün tv’lerde saatlerce yayınlanan magazin programları, gazetelerin magazin sayfaları ve sırf bu amaçla çıkan sayıları milyonlara ulaşan gazeteler insanımızda nasıl bir etki bırakıyor dersiniz? Bu programların ve bu yayınların Nadir’in kızlarından ve masallarından ne farkı var?

Pek çok sahabi, ayette geçen “Lehv-el Hadis” ifadesinden, Nadir b. Haris’in İslam’a karşı takındığı yukardaki tavrın kastedildiğini ifade etmişlerdir. İbn-i Mesûd’a, “Lehv-el Hadis?” nedir diye sorulduğunda üç defa: “O şarkı söylemektir.” diye tefsir etmiştir.

Medyanın en önemli etkinliklerinden birisi de “Haber”dir. Dün olduğu gibi bugün de haber, yeri geldiğinde silah olarak kullanılmaktadır. Peygamber Efendimiz’den aldığı izin ile onun hoşlanacağı sözler söyleyerek, gerektiğinde Peygamber Efendimiz aleyhinde de konuşarak Kaab b. Eşref’i öldürmek için uygun bir yere götüren Muhammed b. Mesleme misalinde veya Hayber’in fethi haberi yerine Yahudiler’in Hayber’de büyük bir zafer kazandığını söyleyerek Mekkeli Müşriklerin ellerindeki malını kurtaran Sahabi misalinde de olduğu gibi haber bir silah olarak kullanılmıştır.

Haberin toplum üzerindeki etkisini çok iyi bilen İslam düşmanları günümüzde hemen hemen bütün haber kaynaklarını ellerine geçirmiş bulunmaktadır. Müslüman bir başka ülkedeki bir müslüman hakkındaki haberleri çoğu zaman siyonistlerin güdümünde bulunan haber kaynaklarından almakta, kardeşine bütün imkanlarıyla destek vermesi gereken çoğu zamanda bile haberin etkisinde kalarak ona beddua edebilmekte, ona düşmanca tavır takınabilmektedir. Kendi vücudundan bir parça olan müslüman kardeşine çoğu zaman bu kaynakların etkisiyle “terörist” diyebilmekte; kendi kardeşleri için dökmesi gereken gözyaşlarını bu etkiyle İslam düşmanları için akıtabilmektedir. (Yakın tarihte halkı müslüman ülkelerdeki çarpışmalar ve savaşlar için çoğu ulusal basının nasıl bir tavır takındığını lütfen iyi düşünelim.)

Bir şekilde habere ulaşma imkanı bulan ve ele geçirdiği haberi güçlü imkanlarıyla dünyaya ilan edecek olan haber kaynakları verdikleri her bir habere ya dünya siyonizminin ya da emrinde oldukları güç odaklarının elbisesini giydirdikten sonra yayınlamaktadırlar.

Bugünün müslümanları oturup çaresizliklerine ağlayacakları yerde gerektiğinde haberin bir silah olarak kullanılabileceğini haber veren Allah Rasulü’nün de işaretlerine uyarak güçlü haber kaynakları oluşturmak zorundadırlar. Bütün imkanlarını şerrin hizmetine sunan kartel medyasına karşı yüreğinde zerre kadar sızlanma hisseden insaf sahibi insanlar bu konuya el atarak kendilerini ifade eden medyalarına sahip çıkmalı, onları güçlendirmelidirler. Sahi İslamî hassasiyetleri ön plana çıkararak insanlardan büyük miktarlarda paralar toplayan holdingler, güçlü bir haber kaynağı oluşturmayı, güçlü bir medya donanımına sahip olmayı gündemlerine ne zaman alacaklardır.

 

 
 


 


Bu sayfa kere ziyaret edilmiştir.Ana sayfa'ya Dönebilirsiniz.