|
“İnsanlardan öyleleri vardır
ki, hiçbir bilgiye dayanmaksızın, Allah'ın yolundan saptırmak
için sözün boş olanını satın almaktadırlar ve onu bir eğlence
konusu edinmektedirler. İşte onlar için aşağılatıcı biri
azap vardır.“ (Lokman: 6)
Medya, her devirde hep toplumda tartışılan, etkisi ve
toplumda meydana getirdiği tesis ile sürekli gündem de kalan
bir olgu.
Toplumu kendi arzu ve isteklerine, kendi dünya görüşlerine
göre biçimlendirmeye çalışan veya kendi menfaatlerine göre
şartlandırmaya çalışan insanların sürekli ellerinde
bulundurmaya çalıştıkları bir güç, bir silah...
Toplumların gündemlerini
belirlemede veya sun'î gündemler oluşturarak gerçek gündemlerden
toplumu uzaklaştırma da, bu meyanda toplumun bazı kesimleri üzerinde
baskı kurmada çok etkili bir araç olduğu içindir ki, tarihin
hemen her devrinde büyük sermaye sahipleri medyaya karşı büyük
ilgi duymuş ve nüfuzlarını daha da artırmak, sermayelerini büyütmek
veya kendi dünya görüşlerine hizmet eden iktidar sahibleriyle
rant elde etmeyi plânlayan kimseleri özellikle üçüncü dünya
ülkelerinde ve düşünce hürriyetinin, demokratik anlayışın
tam yerleştirilmediği ülkelerde büyük kartel medyaları oluşturmayı
büyük hedefleri arasına katmışlardır.
Birinci kuvvet mi, dördüncü
kuvvet mi tartışmaları süre dursun Tevhid mücadelesinin başladığı
Hz. Adem (a.s)'dan bu güne değin Tevhid'in önderleri, Allah
yolunun davetçileri peygamberlerin tebliğini boşa çıkarmak,
etkisiz hale getirmek ve toplumun dikkatini başka yönlere çekmek
için, kullanılan araçlar, usuller farklı da olsa, hep medyatik
yolları denemişlerdir.
Hz. Musa'ya karşı savaş açan Karun ve Bel'am ile Hz.
Muhammed Mustafa'ya savaş ilan eden Mekkeli müşrik elebaşıları
ve hassaten Nadir b. Haris'ler zamanlarının birer medyatörleri
değil miydi.
Bugünün kartel medyası ile dünün Nadir b. Harisleri’nin
hedefe koydukları düşman ile, kullandıkları metod arasında
bir fark görebiliyor musunuz?
Yazımızın başına koyduğumuz
Lokman'ın 6. ayeti kerimesi Mekkeli Müşrik elebaşlardan Nadir
b. Haris hakkında nazil olmuştur. Mekke Müşrikleri ellerinden
geleni yapmalarına rağmen Hz. Peygamberin mesajının yayılmasını
engelleyemeyince Nadir Kureyşli’lere şunları söyledi: "
Bu adama karşı çıkma yolumuz sizi bir yere götürmez. O sizin
aranızda yaşamakta. Şimdiye dek ok atan en iyi adamınızdı;
aranızda yaşayan en doğru, en dürüst ve emin kişi oldu
daima. Siz tutmuş onu bir kahin, sihirbaz, şair ve mecnun olduğunu
söylüyorsunuz. Kim inanır buna. Bakın ben size onunla nasıl
baş edeceğini söyleyeyim.“ Nadir sonra Mekke'den ayrılır ve
Irak'a gider. Oradan İran kisraları, Rüstem ve İsfendiyar'la
ilgili masalları, hikayeleri derlemeyi başarıp halkın
dikkatini Kur'an'dan ayırmak ve onları masallar içinde uyutmak
için masal anlatma partileri düzenlemeye başlar. (Yazılı
Kur'an ayetlerine karşı yazılı medya) Nadir bununla da kalmaz
ve bu amaçla şarkıcı kızlar da getirir. Bir kimsenin Hz. Rasûlün
etkisi altına girdiğini işittiğinde, şarkıcı bir kızı şöyle
bir talimatla ona musallat ederdi: “ Onu yedir içir, şarkınla
onu ağızla da diğer taraftan kopup seninle hemhal olsun.“
Şimdi sizlere soruyorum. Nadir b. Haris'in insanlara Kur'an
mesajından uzak tutmak için başvurduğu metod ile günümüz
medyatörlerinin insanları İslâm'dan uzaklaştırmak için
kullandıkları metod ve gaye arasında ne fark vardır?
Nadir, Kur’an’a nazire olsun
diye hikaye ve masal kitapları getirtip onları okutuyor, şarkıcı
kızlarla insanları meşgul edip oyalıyordu. Bugün tv kanalları,
dergileri, gazeteleri olan medyatörler de aynı şeyleri yapmıyorlar
mı? Çıkardıkları gazetelerde, dergilerde, her gün 24 saat
yayın yapan tv kanallarında sadra şifa ümmet-i Muhammed'in
istifade edebileceği neler var. Aksine bu yayınları ile
insanların düşünme melekelerini dumura uğratıp insanları
gerçeklerden uzaklaştırıp, nefislerine kul köle olmalarına
yardımcı olmaları mı? Her gün bütün tv’lerde saatlerce
yayınlanan magazin programları, gazetelerin magazin sayfaları
ve sırf bu amaçla çıkan sayıları milyonlara ulaşan
gazeteler insanımızda nasıl bir etki bırakıyor dersiniz? Bu
programların ve bu yayınların Nadir’in kızlarından ve
masallarından ne farkı var?
Pek çok sahabi, ayette geçen “Lehv-el Hadis” ifadesinden,
Nadir b. Haris’in İslam’a karşı takındığı yukardaki
tavrın kastedildiğini ifade etmişlerdir. İbn-i Mesûd’a,
“Lehv-el Hadis?” nedir diye sorulduğunda üç defa: “O şarkı
söylemektir.” diye tefsir etmiştir.
Medyanın en önemli
etkinliklerinden birisi de “Haber”dir. Dün olduğu gibi bugün
de haber, yeri geldiğinde silah olarak kullanılmaktadır.
Peygamber Efendimiz’den aldığı izin ile onun hoşlanacağı sözler
söyleyerek, gerektiğinde Peygamber Efendimiz aleyhinde de konuşarak
Kaab b. Eşref’i öldürmek için uygun bir yere götüren
Muhammed b. Mesleme misalinde veya Hayber’in fethi haberi yerine
Yahudiler’in Hayber’de büyük bir zafer kazandığını söyleyerek
Mekkeli Müşriklerin ellerindeki malını kurtaran Sahabi
misalinde de olduğu gibi haber bir silah olarak kullanılmıştır.
Haberin toplum üzerindeki
etkisini çok iyi bilen İslam düşmanları günümüzde hemen
hemen bütün haber kaynaklarını ellerine geçirmiş bulunmaktadır.
Müslüman bir başka ülkedeki bir müslüman hakkındaki
haberleri çoğu zaman siyonistlerin güdümünde bulunan haber
kaynaklarından almakta, kardeşine bütün imkanlarıyla destek
vermesi gereken çoğu zamanda bile haberin etkisinde kalarak ona
beddua edebilmekte, ona düşmanca tavır takınabilmektedir.
Kendi vücudundan bir parça olan müslüman kardeşine çoğu
zaman bu kaynakların etkisiyle “terörist” diyebilmekte;
kendi kardeşleri için dökmesi gereken gözyaşlarını bu
etkiyle İslam düşmanları için akıtabilmektedir. (Yakın
tarihte halkı müslüman ülkelerdeki çarpışmalar ve savaşlar
için çoğu ulusal basının nasıl bir tavır takındığını lütfen
iyi düşünelim.)
Bir şekilde habere ulaşma imkanı bulan ve ele geçirdiği
haberi güçlü imkanlarıyla dünyaya ilan edecek olan haber
kaynakları verdikleri her bir habere ya dünya siyonizminin ya da
emrinde oldukları güç odaklarının elbisesini giydirdikten
sonra yayınlamaktadırlar.
Bugünün müslümanları oturup
çaresizliklerine ağlayacakları yerde gerektiğinde haberin bir
silah olarak kullanılabileceğini haber veren Allah Rasulü’nün
de işaretlerine uyarak güçlü haber kaynakları oluşturmak
zorundadırlar. Bütün imkanlarını şerrin hizmetine sunan
kartel medyasına karşı yüreğinde zerre kadar sızlanma
hisseden insaf sahibi insanlar bu konuya el atarak kendilerini
ifade eden medyalarına sahip çıkmalı, onları güçlendirmelidirler.
Sahi İslamî hassasiyetleri ön plana çıkararak insanlardan büyük
miktarlarda paralar toplayan holdingler, güçlü bir haber kaynağı
oluşturmayı, güçlü bir medya donanımına sahip olmayı gündemlerine
ne zaman alacaklardır.
|