Başyazı;
BİN DÜŞÜN, BİR KONUŞ ZEKİ SOYAK
Son iki yüzyıldan beri bir serüven yaşar okumuşlarımız. Batılı olmak, Batı medeniyetinin ulaştığı seviyeye gelmek. Bu konuda neler söylemediler, neler yazmadılar, kendileri gibi düşünmeyen kişileri nelerle itham etmediler ki?.. Ogün bugündür, toplumu sürekli gerdiler. Mevhum düşmanlar ürettiler. Hayal âlemlerinde geliştirip yazdıkları senaryolar, hayâlî tehlikelerin kazandıkları boyutları çığlık çığlık seslendirdiler. İmdat borazanları çaldırdılar. Hayâl sahnelerde hayâl figüranlarla bu senaryoları durmadan, dinlenmeden, usanmadan oynatıp durdular.Devamı için...

Kapak; Avrupa Birliği ve Türkiye
AVRUPA BİRLİĞİ KURTULUŞ MU, YOK OLUŞ MU? AKİF DURSUN
Türkiye'nin Tanzimat'tan beri uğraştığı Batılılaşma hayali Türkiye'nin Avrupa Birliğine aday ülke olarak ilanıyla yeni bir seyre girdi. Bu ilan aslında geciken bir ilandı. Ama Avrupa ikna oldu, Türk elitleri ikna edildi ve Avrupa Birliği adaylığı süreci başlamış oldu.

Şimdi soru şu: "Avrupa'nın ilan ettiği kriterlere hemen hemen en uzak olduğu bir zaman da, ekonomisinin krizde, insan hakları ihlallerinin yoğunlaştığı, askerin sivil otorite üzerindeki vesayetini artırdığı bir dönemde, neden Türkiye Avrupa Birliği'ne aday ilan edildi." Devamı için...

 

AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN KORKMUYORUM, AMA… MUSTAFA İSLAMOĞLU
1856 yılında Islahat Fermanı ilan edildiğinde, batıcı bir bürokrat olan Mehmetpaşazade Said Bey, namaz kılmaya giden bir hoca efendiye şöyle der:

"Niçin namaz kılıyorsun hoca efendi? Ferman okundu, görmedin mi? Artık gayrı müslim teb'a ile beraber olacağız!" Devamı için...

 

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN KAPISINDAKİ TÜRKİYE-2 PROF. DR. S. MEHMET ŞEN
"Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik" ve tam tamına koca bir kırk yılın sonunda Avrupa Birliği'nin kapısına gelebildik, geçen sayıdaki yazımızda. Oysa ceddimiz 40 yılda neler yapardı da insanlığın ağzı açık kalırdı, bu yapılanları seyretmekten. Nitekim bakanların ve görenlerin (bilmez değilsiniz ya, her bakan görmüş olsaydı eğer, ülkemiz yönetimini ellerine verdiğimiz anlı şanlı bakanlarımız da baktıkları şeyleri görürler ve Türkiyemizin hali böylesine berbat ve içler acısı olmazdı) gözlerini kamaştıran o devirleri anlatabilmek amacıyla tam 33 yıl önce yazmışım:  Devamı için...

 

AB’NİN SON TAKİYYESİ MUSTAFA ÖZCAN
Özal’dan sonra Demirel de AB kuyruğuna girerek Brüksel’den bir yol haritası rica etmiş. Amerikalıları da “ricacı” olarak araya koymuş. Bunun üzerine Brüksel de bu kadar rica, minnet ve ısrara dayanamayarak sonunda: “Madem yol haritası istediniz, alın size!” demiş. Mümtaz Soysal’a göre bu, satrançta, erken yapılmış bir Türk hamlesine karşı AB’nin “şah!” demesidir. The New York Times’in İstanbul muhabiri Stephen Kinzer’ın deyişiyle: “Türkler beğendiklerinden dolayı değil de, seçeneğinden korktukları için Helsinki kararını kabul etmek zorunda kaldılar. Seçenek, Avrupa’dan büsbütün dışlanmaktı. Ankara kendi eliyle kendini zora sokmuştur.” Devamı için...

 

Haber-Yorum;

GÜNDEM YİNE TERÖR AHMET TAHA
ASALA, PKK, DEV-YOL, TİKKO v.b. terör örgütlerinin bazan tek bazan da koro ile gerçekleştirdikleri terör eylemlerinden sonra şimdi de Hizbulkontra vahşetleri, gündemdeki yerini aldı. Basının Hizbullah olarak tanıttığı ancak Allah taraftarı olma anlamı bir tarafa şeytanın dahi vahşet görüntüleri karşısında tiksindiği katillere Hizbuşşeytan (şeytan taraftarı) demek dahi şeytana iftira olur. En uygun ismi Hizbulkontra veya Hizbulvahşet olan örgüt dini içerikli kurulmuş olabilir. Nitekim araştırmacılara göre PKK'nın boy gösterdiği 80'li yıllarda doğu kökenli bazı insanların marksist PKK'ya engel olmak ve yöre halkını dini açıdan bilinçlendirme maksadı ile kitap evleri, yayınevleri kurulmuş.... Devamı için...

 

Kültürümüzün Temelleri;
TEKFİR MESELESİ VE SINIRLARI YUNUS HÜDAYİ
Tekfir olayı, yani birinin veya bir topluluğun muhtelif sebeplerle İslam dairesinin dışında olduğuna hükmedip, ona göre muamele etme hadisesi İslam tarihinde ilk defa Haricîlerle gündeme oturmuş bir meseledir.

Haricîlerle gündeme oturan bu mesele, ilmî, aklî, siyasî neticeleri bir kaç nesil devam etmiş sonunda ehl-i sünnet görüşüyle istikrara kavuşturulmuştur. Devamı için...

 

HİÇ SORDUK MU? TAHİR DAĞASLANI
Her şeyin temeli ben ve O’ndadır. Vücutlar birer kalıp, birer benlik hapishanesidir. Bu nedenle olsa gerektir ki kendimizi düşünürken ve tanımlarken hep bedenle işe başlarız. Oysa beden sadece bir ambalajdır. Esas cevher içte, özdedir. Hatta özün de özündedir. İşte “Allah gönüllerin künhünü bilir.” (Nefislerin, kalplerin içiyle, dışıyla bütün hakikatini, kendi hakikatlerinde kendilerinin bile vakıf olamadıkları gizliliklerin hepsini bütün yönleriyle bilir. Çünkü onun hepsini yaratan O’dur) ayetinde ifadesini bulduğu gibi Fussilet suresinden bazı ayetler sunacağım ama unutmamalıyız ki ayetler bizlere kendimizi tanıtmaktadır. Kendimizi tanımak istiyorsak mertçe anlayarak okumalıyız. Efendimiz buyururlar ki: “Kim kendini tanırsa Rabbini de tanır.” Devamı için...

 

CİNAYET ABDULLAH GÜZEL
Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır. (Nisa 93)

İslâm ceza hukukuna göre bir müslümanı haksız yere ve bilerek öldüren kimsenin cezası kısas, yani idamdır. Bunu affetme selahiyeti yalnızca öldürülenin ailesine, velisine aittir. Devlet suçluları yakalar en yakın babasına, ailesine, kardeşlerine bu gibi yakınlarına sorar: “Kısasını mı istersiniz yoksa kısas yerine diyetini mi talep edersiniz veya af mı edersiniz?” Kişiler kendileri cezalandıramazlar. O zaman kan davası başlar devlet onların isteği doğrultusunda lüzum eden cezayı uygular, şahısları uzak tutar, toplumun huzur ve güvenliğinin temini ve insanlar arasında bir düşmanlık, cinayet olmamasını sağlar. Devamı için...

 

Araştırma İnceleme;
GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARI ŞÜKRÜ ÜNALAN
Girişimci müslümanlar düşmanlarının güçlü olması ötesinde kendi iç dünyalarından kaynaklanan bir takım problemlerden dolayı başarısızlıklara mahkum olmuş durumdadır. Lao-Tse'nin "Yapmaya giden yol olmaktan geçer" sözü günümüz müslümanlarının hedefleri, güçleri ve beklentileri konularında kendilerini yeniden gözden geçirmeleri için üzerinde düşünmeye değer. Bugün kimi müslümanlar, başarısızlıklarının ve mutsuzluklarının sebebini, kendi dışlarında bir olay veya herhangi bir şahsa (varlığına veya yokluğuna) bağlamaktadırlar. Halbuki Kur'ân, toplumdan önce "Birey" hedef almakta, istenen toplum oluşamasa da, istenen "birey"i her ortam ve şartta oluşturmanın mümkün olduğunun örneklerini vermektedir. Değişimin genel bir yasası Rad suresi 11. ayette belirtilmektedir.  Devamı için....

 

ESKİ MISIR, BENİ İSRAİL KAVMİ-İ ETRAK VE APO’S ÖKÜZÜ A. HAMİD ÖZYAYLA
Ba-ka-ra, yarmak, ayırmak, izah etmek ve araştırmak, anlamında Arapça bir fiildir. El-bakara ise, manda, sığır, inek, düve, öküz (tosun) anlamında Arapça bir isimdir.(1) Sığır cinsine bakara denilmesinin hikmeti ise geçmişte ve halen (!) bu hayvanların tarım sektöründe çiftlik yaparken toprağı sürüp yarmasıdır.(2)

Tasavvuf ilminde Bakara, çile çekme kabiliyeti kazanan ve süfli arzulardan kurtulmaya elverişli hale gelen nefis anlamındadır. (3) Devamı için...

 

İSLAMIN KONTROL MEKANİZMALARINI ÇALIŞTIRMAK ALİ AKPINAR

Son yıllarda dindar olduğu varsayılan kimseler, toplumun çeşitli kurumlarında varlıklarını hissettirmeye başladılar. Bu, dünya konjonktüründe insanların dine yönelişi yanında, dinle diyanetle fazla alakası olmayanların başarısız kalmalarının da tabii bir sonucudur. Yani dine yönelen, dini tanıyıp sahiplenen insanların sayısı hızla artmaktadır. Devamı için...

 

İslam Dünyası;
ÇEÇENİSTAN AHMET HUNLUOĞLU
Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın önde gelenlerinin, Peygamberlerinden:

(Burada atıfta bulunulan Peygamber Samuel'dir -Eski ahid-)

"Bize bir hükümdar tayin et ki, Allah yolunda savaşalım" dediklerini bilmez misin?

O: "Ya savaşmanız emredince savaşmaktan kaçınırsanız?" diye sordu.

Onlar: "Biz ve çocuklarımız yurtlarımızdan sürülmüşken Allah yolunda neden savaşmayalım?" diye cevap verdiler.

Halbuki savaşmak onlarca emredilince, bir kısmı dışında, uzak durdular; ama Allah zalimleri çok iyi biliyordu. Devamı için...

ilkadım Şubat 2000 Sayısı

ilkadım'da Bu Ay  

Kapak Konusu

Avrupa Birliği ve Türkiye

Akif Dursun

AVRUPA BİRLİĞİ KURTULUŞ MU, YOK OLUŞ MU?

Mustafa İslamoğlu AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN KORKMUYORUM, AMA…
Mustafa Özcan AB’NİN SON TAKİYYESİ
Prof. Dr. Seyyit Mehmet Şen AVRUPA BİRLİĞİ’NİN KAPISINDAKİ TÜRKİYE-2
ilkadım Köşe Yazıları

Başyazı

Zeki Soyak BİN DÜŞÜN, BİR KONUŞ

Kültürümüzün Temelleri

Abdullah Güzel CİNAYET
Yunus Hüdayi TEKFİR MESELESİ VE SINIRLARI
Tahir Dağaslanı HİÇ SORDUK MU?

Deneme

İdris Arpat SONSUZA ÇEVRİLEN İSTEĞİMİZ

Ölçüler Dengeler

Zeki Soyak Adab-8

Araştırma-İnceleme

A. Hamid Özyayla ESKİ MISIR, BENİ İSRAİL KAVMİ-İ ETRAK VE APO’S ÖKÜZÜ
Dr. Şükrü Ünalan GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARI
Ali Akpınar İSLAMIN KONTROL MEKANİZMALARINI ÇALIŞTIRMAK

Haber-Yorum

Ahmet Taha GÜNDEM YİNE TERÖR

İslam Dünyası

Ahmet Hunluoğlu ÇEÇENİSTAN

Son Güncelleme;   29 Şubat  2000

İlkadim Dergisi internet sayfaları ile ilgili gelişmelerden haberdar olmak için e-mail listemize katılın.

Not:Bu siteyi en iyi bir şekilde izleyebilmeniz için ekranınızı en az 600x800 pixels olarak ayarlamalısınız.

Ayrıca kullandığınız browser'ın encoding ayarlarını Türkçe'ye ayarlamalısınız.

En önemlisi ise, bu sitede font olarak Times New Roman kullanılmıştır.Yazıların düzgün çıkması için bu fontun bilgisayarınızda yuklu olması lazım.

Ayrica bu sitedeki müzikleri dinlemek isatemiyorsanız müzik çalarken stop (dur) düğmesine basmanız yeterlidir.

 


Bu sayfa kere ziyaret edilmiştir.Ana sayfa'ya Dönebilirsiniz.